THBB

Yavuz IŞIK
THBB Yönetim Kurulu Başkanı
President

Değerli üyelerimiz ve sektörümüzün kıymetli paydaşları, inşaat sektörünün en temel kolu olan hazır beton sektörünün temsilcisi olarak çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.

Bu doğrultuda, Yönetim Kurulu üyelerimizden oluşan bir heyetle şubat ayında TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Sn. Adil Karaismailoğlu ile Komisyon Üyesi Sakarya Milletvekili Sn. Ali İnci’yi ziyaret ettik. Komisyon tarafından kabul edilen ve TBMM Genel Kurulu gündemine alınarak görüşülmesi planlanan “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni görüştük. Bu doğrultuda, Komisyon aşamasında sektörümüzle ilgili gündeme gelen düzenlemelerin uygulamada adil ve dengeli şekilde yapılandırılmasına katkı sunmak amacıyla; özellikle ruhsatsız/izinsiz yapılara beton tedariki hâlinde ceza öngören hükümler ile karot sonucunun uygun olmaması durumunda hazır beton üreticisine ceza verilmesi yaklaşımına ilişkin görüş ve önerilerimizi ilettik.

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri’nin 3. yıl dönümünde basın açıklaması yaparak Birliğimizin görüşlerini kamuoyuyla paylaştım. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde, kaybettiğimiz vatandaşlarımızın acısını ilk günkü gibi hissederken, yaşadığımız bu büyük felaketin bizlere yüklediği sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz. Depremler, coğrafyamızın bir gerçeği olsa da yıkım ve can kaybı bir kader değildir. Geride bıraktığımız süreç, yapı güvenliğinin mühendislik bilimi ve etkin denetim mekanizmalarıyla sağlanabilecek teknik bir zorunluluk olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymuştur. Güvenli bir gelecek, ancak geçmişte yapılan hataların tekrarlanmadığı, standartlara uygun malzeme ve doğru mühendislik uygulamalarının bir araya geldiği bir anlayışla yükselebilir.

Mart ayında Ankara Valisi Sn. Vasip Şahin'i Ankara’daki üyelerimizle birlikte ziyaret ettik. Görüşmede, Ankara’da yaşanan sektörel bazı sorunlar üzerine karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.

Aynı zamanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı il müdürlerimizi ziyaret etmeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz aylarda Bilecik İl Müdürü Sn. Engin Öztürk, Samsun İl Müdürü Sn. Tevfik Akçay, Amasya İl Müdürü Sn. Derya Bulut, Sakarya İl Müdürü Sn. Hasan Mehmet Kuyumcu ve Kocaeli İl Müdürü Sn. Ahmet Kırılmaz’ı ziyaret ettik. Görüşmelerimizde, Birliğimizin faaliyetleri ile güvenli ve standartlara uygun beton üretiminin sağlanabilmesi açısından THBB Kalite Güvence Sisteminin önemini vurguladık; ayrıca sahadaki Piyasa Gözetim Denetimi (PGD) uygulamaları ve hazır beton sektörünü ilgilendiren bazı sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulunduk.

Sektörümüzün birlik ve dayanışmasını güçlendiren geleneksel iftar davetimizi şubat ayında düzenledik. İTO Cemile Sultan Korusu’ndaki iftar davetimize, İstanbul Vali Yardımcısı Sn. Okan Leblebicier, İstanbul Vali Yardımcısı Sn. Cengiz Karabulut, THBB üyeleri, hazır beton firmalarının yöneticileri, yan sanayi temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları katıldı. Hazır beton sektörünü bir araya getiren iftarımıza yoğun katılım olması bizleri mutlu etti.

Mesleki yeterlilik sınavlarımıza yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Aralık, ocak ve şubat aylarında THBB MYM olarak Beton Pompa Operatörü Mesleki Yeterlilik Sınavlarımızı; Akçansa’nın Tekirdağ Çorlu, İzmir Menemen ve Kocaeli Gebze tesislerinde, Bozkayalar Beton’un Hatay Kırıkhan ve Köroğlu Beton’un Bolu tesislerinde yaptık. Beton Santral Operatörü Mesleki Yeterlilik Sınavlarımızı Akçansa’nın İzmir Menemen ve Tekirdağ Çorlu tesislerinde ve Nuh Beton’un İzmit tesislerinde düzenledik. Beton Transmikser Operatörü Mesleki Yeterlilik Sınavlarımızı ise Bozkayalar Beton’un Hatay Kırıkhan ve İston’un İstanbul Tuzla tesislerinde yaptık. İş güvenliğine uyumlu, nitelikli ve sorunsuz çalışma koşulları gereği personelinizin Beton Pompa Operatörlüğü ve Beton Santral Operatörlüğü Mesleki Yeterlilik Belgesi alması için THBB MYM’ye başvurularını bekliyoruz.

Sektörümüzün gelişimi ve sorunlarımızın çözümü için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Şubat ayında yaptığımız Teknik Komite ile Çevre ve İSG Komitesi toplantılarımızda sektörümüzü ilgilendiren önemli gelişmeleri görüşerek kararlar aldık. 

Aynı zamanda, uluslararası toplantılarda ülkemizi ve sektörümüzü temsil etmeye devam ediyoruz. Şubat ayında Paris’te düzenlenen Avrupa Hazır Beton Birliğinin (ERMCO) Yönetim Kurulu toplantısına katıldık. Üyesi ve Bölgesel Sistem Operatörü olduğumuz Beton Sürdürülebilirlik Konseyinin (CSC) ocak ayında yapılan Yönetim Kurulu toplantısına katılarak ülkemizi ve Birliğimizi temsil ettik.

Son aylardaki çalışmalarımızın ardından ekonomik değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. Mart ayında Orta Doğu’da tırmanan İran merkezli çatışmalar, küresel enerji piyasalarında ciddi fiyat hareketlerine yol açarak dünya ekonomisinde yeni bir belirsizlik dalgası yaratmıştır. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından makroekonomik riskleri artırmaktadır. Enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan Türkiye de bu gelişmelerden doğrudan etkilenme potansiyeline sahiptir.

Savaşın başlamasıyla birlikte Brent petrol fiyatı kısa sürede yaklaşık 70 dolar seviyelerinden 110 doların üzerine yükselmiş, bazı günlerde 115–120 dolar bandına yaklaşmıştır. Bu yükselişte dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda oluşan arz kesintisi riskleri belirleyici olmuştur.

Petrol fiyatlarındaki artış ekonomimizi öncelikle enerji ithalat faturası üzerinden etkilemektedir. Türkiye’nin yıllık enerji ithalatı son yıllarda yaklaşık 60–70 milyar dolar bandında gerçekleşmektedir. Petrol fiyatlarında her 10 dolarlık artışın Türkiye’nin enerji faturasını birkaç milyar dolar artırdığı hesaplanmaktadır. Bu nedenle petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması cari işlemler dengesi üzerinde ilave bir baskı oluşturma potansiyeline sahiptir.

Enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’de enflasyonla mücadele süreci üzerinde doğrudan baskı oluşturmaktadır. Enerji maliyetleri üretim zincirinin birçok aşamasında belirleyici olduğu için petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış akaryakıt, ulaştırma ve sanayi üretiminde maliyetleri artırarak geniş bir ürün grubunda maliyet enflasyonuna yol açmaktadır.

Türkiye 2024 ve 2025 yıllarında uygulanan sıkı para politikası ile yüksek enflasyonu kademeli olarak düşürmeyi hedefleyen bir dezenflasyon programı yürütmektedir. Enflasyon 2024 yılında yüzde 60’lı seviyelere kadar yükselmiş, 2025’te kademeli bir gerileme sürecine girmiştir ancak enerji fiyatlarında yaşanabilecek yeni bir yükseliş dalgası bu süreci zorlaştırabilecek önemli bir dış şok niteliği taşımaktadır.

Enerji fiyatlarındaki artışın para politikası üzerindeki etkisi de önemlidir. Enerji fiyatlarının kalıcı biçimde yüksek seyretmesi hâlinde enflasyon görünümünde oluşabilecek bozulma, Merkez Bankasının faiz indirimi beklentilerini ertelemesine ve finansman maliyetlerinin daha uzun süre yüksek kalmasına neden olabilir.

Jeopolitik risklerin finansal piyasalara yansıması ise Türkiye’nin risk priminde görülen artışta kendini göstermektedir. Küresel risk iştahının azalmasıyla birlikte gelişmekte olan ülke varlıklarında dalgalanmalar yaşanırken, Türkiye’nin kredi risk göstergesi olan CDS primi de son 6 ayın en yüksek düzeyine tırmanmıştır.

Bu gelişmeler Türkiye ekonomisinin önemli sektörlerinden biri olan inşaat sektörünü de doğrudan etkilemektedir. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, çimento, demir-çelik, cam ve seramik gibi enerji yoğun inşaat girdilerinin maliyetlerini artırmaktadır. Bu durum konut ve altyapı projelerinin toplam maliyetlerinin yükselmesine neden olmaktadır.

Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisinin görünümü büyük ölçüde enerji fiyatlarının seyrine ve jeopolitik risklerin süresine bağlı olacaktır. Hâlihazırda petrol piyasasında vadeli kontratların fiyatlanma yapısı, jeopolitik risklerin kalıcı olmayacağına dair beklentileri yansıtmaktadır. Yakın vadeli kontratlar 103–105 dolar seviyelerinde işlem görürken, haziran ve sonrasına ilişkin kontratların 90 doların altına gerilemesi ve ağustos kontratının yaklaşık 82 dolar seviyesinde fiyatlanması, piyasanın mevcut jeopolitik gerilimi geçici bir arz şoku olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Bu fiyatlama yapısı, finansal piyasaların çatışmanın kısa süre içinde kontrol altına alınacağına ve enerji arzındaki belirsizliğin sınırlı kalacağına dair beklentilerini ortaya koymaktadır. Vadeli piyasalardaki bu geri eğimli fiyatlama (backwardation), kısa vadede risk priminin yüksek kalacağını ancak orta vadede petrol piyasasında yeniden denge oluşacağına yönelik güçlü bir piyasa beklentisine işaret etmektedir.


Yukarı Çık