THBB

Yavuz IŞIK
THBB Yönetim Kurulu Başkanı
President

Birliğimiz tarafından ülkemize tanıtılan Beton Sürdürülebilirlik Konseyinin (CSC) Belgelendirme Sistemi kapsamında belgelendirmelerimize devam ediyoruz. Konseyin Belgelendirme Kuruluşu olan KGS’nin yaptığı denetimler sonucunda Limak Çimento Güvercinlik Tesisi “Altın” seviyesinde belgelendirildi. Böylece tesis, Türkiye’de bu seviyede belgeye sahip olan ilk 6 hazır beton tesisinden biri oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki İSTON’un Tuzla Fabrikası, “Gümüş” seviyesinde yeniden belgelendirildi. Sürdürülebilirlik odaklı çalışan İSTON’un Hadımköy Tesisi ise “Platin” seviyesinde CSC Sertifikasıyla hizmet veriyor. Değerli üyemiz Limak Çimento’yu ve İSTON’u kutluyorum. Bu vesileyle, çevreye duyarlı üretim yapan ve sürdürülebilirlik odaklı çalışan hazır beton, çimento, agrega ve prefabrik sektörlerindeki tüm firmaları bir kez daha bu sisteme dâhil olmaya davet ediyorum.

Üçüz Dönüşüm projemizle sektörde bir ilke daha imza attık. Üçüz Dönüşüm Projemizle yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insani/kültürel dönüşümü bir araya getirdik. Lojistik odaklı üçüz dönüşüm yaklaşımı, hem kolay uygulanabilir yapısıyla hem de işletme verimliliğini önemli ölçüde artırmasıyla öne çıkmaktadır. Hazır beton, çimento ve agrega sektörlerinde faaliyet gösteren firmalarımız bu projeyi hayata geçirdiklerinde; enerji ve maliyet tasarrufu, verimlilik artışı, dijital izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli kazanımlar elde etmektedir.

Hazır beton sektöründe bir ilk olan “THBB Üçüz Dönüşüm Danışmanlığı” programımıza üyemiz Sinop Beton ile başladık. Değerli üyemiz Sinop Beton’a güven ve iş birliği için teşekkür ederiz. 

THBB olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Eskişehir İl Müdürü Hikmet Çelik ile İzmir İl Müdürü Aytaç Yalçınkaya’yı aralık ayında ziyaret ettik. Görüşmelerimizde, Birliğimizin faaliyetleri ile güvenli ve standartlara uygun beton üretiminin sağlanabilmesi açısından THBB Kalite Güvence Sisteminin önemini vurguladık; ayrıca sahadaki Piyasa Gözetim Denetimi (PGD) uygulamaları ve hazır beton sektörünü ilgilendiren bazı sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulunduk.

Beton, dünyanın en yaygın kullanılan yapı malzemesi olmasına rağmen hâlâ bazı yanlış teknik bilgilerle değerlendiriliyor. Bu bilgi kirliliğini gidermek amacıyla kapsamlı bir teknik çalışma yayımladık. “Beton Hakkında Yanlış Bilinenler ve Gerçekler” adlı yayınımızla yol gösteriyoruz. Yayınımız, sektörde sıkça karşılaşılan 50 yanlış teknik bilgiyi bilimsel temelde ele alarak açıklığa kavuşturuyor. Birliğimizin web sitesinden ulaşarak inceleyebileceğiniz yayınımız büyük fayda sağlayacaktır.

Mesleki yeterlilik sınavlarımıza yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Kasım ve aralık aylarında THBB MYM olarak Beton Pompa Operatörü Mesleki Yeterlilik Sınavlarımızı; Nuh Beton’un Kocaeli İzmit tesisinde, Akçansa’nın Kocaeli Gebze tesisinde, İnci Beton’un Sakarya Hendek tesisinde ve Akçansa’nın Samsun İlkadım tesisinde yaptık. Beton Santral Operatörü Mesleki Yeterlilik Sınavlarımızı Limak Beton’un Bursa Nilüfer tesisinde ve İSTON’un İstanbul Tuzla tesisinde düzenledik. Beton Transmikser Operatörü Mesleki Yeterlilik Sınavlarımızı ise İSTON’un İstanbul Tuzla tesisinde yaptık. İş güvenliğine uyumlu, nitelikli ve sorunsuz çalışma koşulları gereği personelinizin Beton Pompa Operatörlüğü ve Beton Santral Operatörlüğü Mesleki Yeterlilik Belgesi alması için THBB MYM’ye başvurularını bekliyoruz. 

Ülkemizin örnek sektörel öz denetim kuruluşlarından biri olarak 1995 yılından bu yana çalışmalarına devam eden Kalite Güvence Sistemi (KGS) Kurulunun 64. Toplantısını ve KGS 53. İcra Komitesi toplantısını ocak ayında İstanbul KGS Kavacık Ofisi’nde hibrit olarak yaptık. Beton ile ilgili kamu ve özel nitelikte bütün tarafların ve akademinin katılımı ile oluşturulan KGS Kurulu, periyodik olarak toplanarak KGS’nin yönetimini sürdürmektedir. 

Uluslararası toplantılarda ülkemizi ve sektörümüzü temsil etmeye devam ediyoruz. Kasım ayında Madrid’de yapılan Avrupa Hazır Beton Birliğinin (ERMCO) Yönetim Kurulu toplantısına telekonferans yöntemiyle katıldık. Üyesi ve Bölgesel Sistem Operatörü olduğumuz Beton Sürdürülebilirlik Konseyinin (CSC) aralık ayında yapılan Yönetim Kurulu ile Bölgesel Sistem Operatörleri Yuvarlak Masa Toplantısı toplantılarına katılarak ülkemizi ve Birliğimizi temsil ettik.

Her fırsatta sektörü ve Birliğimizi tanıtmaya devam ediyor, halkımızı ve tüm paydaşlarımızı bilgilendiriyoruz. Aralık ayında Bloomberg HT’nin canlı yayınına konuk olarak inşaat ve hazır beton sektörleriyle ilgili değerlendirmelerimi paylaştım.

Son dönemdeki çalışmalarımızın ardından ekonomik değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum.

TÜİK konut satış istatistiklerine göre kasım 2025’te Türkiye genelinde 141 bin 100 konut satıldı. Bu rakam önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8’lik sınırlı bir azalışa işaret ederken, Ocak–Kasım döneminde toplam satışlar yüzde 13,3 artışla 1 milyon 434 bin adedin üzerine çıktı. Ekim 2025’te ise 164 bini aşkın konut satışıyla yıllık bazda yüzde 0,5 azalırken, ilk on ayda satışlar yüzde 16’yı aşan oranlarda yükselmişti.

İnşaat sektöründeki gidişatı gösterdiği için ilk el konut satışları önemlidir. Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %5,4 oranında azalarak 46 bin 589 oldu. Bir önceki aya göre ise %15,1 düşüş gösterdi. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı %33 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,9 oranında artarak 444 bin 96 olarak gerçekleşti.

Veriler, toplam talebin görece canlı kalmasına rağmen artış hızının yavaşladığını, özellikle faiz oranları ve krediye erişim koşullarındaki sıkılığın “erişilebilirlik” sorununu gündemde tuttuğunu göstermektedir. İpotekli satışlarda yıl genelinde güçlü artışlar görülmesine karşın, yüksek faiz düzeyi ve peşinat yükü, konut talebini daha çok üst-orta gelir grupları ve kurumsal yatırımcı tarafında yoğunlaştırmaktadır.

Yılın geneline ilişkin verilere baktığımızda, genel görünüm itibarıyla 2025 yılı sonunda inşaat sektörü üretim tarafında görece dirençli kalırken, güven ve beklenti cephesindeki kırılganlık sürmektedir.

Aralık ayındaki makroekonomik değişkenler incelendiğinde, aralık 2025 itibarıyla TÜFE yıllık enflasyon yüzde 30,89 seviyesine gerileyerek bir önceki aya göre yaklaşık %0,89 düşüş gösterdi. Enflasyondaki yavaşlamada sıkı para politikası, döviz kurundaki görece istikrar ve iç talepteki dengelenme kadar, baz etkisi ve bazı temel emtia fiyatlarındaki küresel gevşeme de rol oynamaktadır.

Konut grubu aralık ayında enflasyona en yüksek katkıyı yaparken, gıda ve ulaştırma onu takip etti. Üretici fiyatlarındaki yıllık artışın yüzde 27,57 seviyesinde kalması, tüketici enflasyonu ile üretici enflasyonu arasındaki farkın daraldığını ve maliyet baskılarının görece hafiflediğini göstermektedir.

Türkiye ekonomisindeki büyüme için ayrı bir başlık açmak gerekir. 2025’in üçüncü çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 3,7 büyürken, zincirlenmiş hacim endeksine göre inşaat sektörü aynı dönemde yıllık yüzde 13,9 artışla büyümeye en güçlü katkıyı veren sektör oldu. İnşaat sektörü 12 çeyrektir süren büyüme trendini korudu. Yılın ikinci ve üçüncü çeyreklerinde inşaatta çift haneli büyüme oranları kaydedilerek, deprem bölgesi yeniden inşa çalışmaları, kentsel dönüşüm ve altyapı projeleri sektörü ekonominin lokomotiflerinden biri hâline getirdi.

Bu performans, uzun süre daralma yaşayan sektörde taban seviyelerden güçlü bir toparlanmaya işaret ederken, sektör temsilcileri üçüncü çeyrekteki ivmeyi hem kamu yatırımlarına hem de özel konut üretimindeki artışa bağlamaktadır.

2026 yılında, enflasyonun kademeli gerilemesi ve para politikasında 2026’dan itibaren beklenen kontrollü gevşeme ile konut talebi ve arzında yeni bir canlanma dalgası bekliyoruz; ancak bu durumun “konut için altın yıl” boyutunda olup olmayacağını hep birlikte göreceğiz. Deprem bölgesinin yeniden inşası, büyükşehirlerde hızlanan kentsel dönüşüm, altyapı ve ulaştırma yatırımları ile yeşil ve enerji verimli binalara yönelik talep, inşaat sektörü için orta vadede güçlü bir iş hacmi potansiyeli sunmaktadır.

Buna karşılık, düşük faiz düzeyine ne kadar hızlı ulaşılacağı, hane halkı gelirlerinin reel olarak ne ölçüde artacağı ve makro ihtiyati önlemlerin konut kredilerine etkisi sektörün hızını belirleyecek ana risk başlıkları olmaya devam edecektir.

 


Yukarı Çık